sabato , 5 Dicembre 2020

Türkiye Metal İşçileri Yoksulluğa ve Sendika’ya karşı direniyor

NURAN GÜLENÇ

Sciopero TurchiaItaliano

Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri olan metal sektöründe, dünya devi otomotiv şirketlerinde çalışan işçilerin başını çektiği bir eylem başladı. Renault fabrikasında başlayan isyan kısa sürede hızla diğer otomotiv üreticisi fabrikalara yayıldı. İşçilerin iki önemli talepleri vardı. Bunlar ücretlerin iyileştirilmesi ve örgütlü oldukları Türk Metal Sendikası’nın işyerlerinde varlığına son verilmesi ve yerine seçecekleri işçi temsilcilerinin tanınmasıydı. Bu eylem dalgası hızla Türk Metal Sendikası’nın örgütlü olduğu diğer fabrikalara da sıçradı ve sendikadan istifalar başladı.

İşçileri Türk Metal Sendikasıyla karşı karşıya getiren koşulları anlamak için sendikanın yaratıldığı koşullara ve misyonuna bakmak gerekiyor. Türk Metal Sendikası yaklaşık 1,5 milyon işçinin çalıştığı iş kolunda 177.125 üyesiyle en büyük sendikadır. Türkiye’nin en büyük konfederasyonu olan TÜRK-İş’ bağlı olan sendikanın peşinden aynı iş kolundaki diğer yetkili sendikalar ise 28,823 üyesiyle Hak-İş Konfederasyonu’na bağlı Çelik-İş Sendikası ve 25.595 üyesiyle DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasıdır[1].

1980 öncesinin küçük bir sendikası olan Türk Metal Sendikası, sektörde örgütlü, mücadeleci bir sendika olan DİSK’e bağlı Türkiye Maden-İş Sendikası’nın etkinliğini yok etmek için, Türkiye’nin en güçlü işveren örgütü olan MESS ( Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası) ve darbe hükümeti tarafından güçlendirildi. 12 Eylül askeri darbesiyle, DİSK ve ona bağlı sendikaların kapatıldı ve işçiler darbe koşulları altında işverenlerin zorlaması ve yönlendirmesiyle Türk Metal Sendikası’na üye yapıldı. Sendika o günden bugüne işverenlerle ve hükümetlerle işbirliği içinde büyüdü ve muazzam bir mali güce ulaştı. Hatta işverenler, Türk metal Sendikası’nı diğer sendikaların özellikle, Birleşik Metal-İş Sendikası’nın örgütlenmesini engellemek için kullandı.

Metal işçisi Ayağa Kalkıyor

Metal işçileri giderek yoksullaşırken, üretim baskısı, fazla mesai zorlamaları arttı. Sendika işçilerin giderek ağırlaşan koşullarının iyileştirlmesi için hiç bir çaba göstermedi. Türk Metal Sendikası ile MESS arasında 15 Aralık 2014’de 100 bin işçiyi kapsayan grup toplu iş sözleşmesi imzalandı. Bu anlaşma ile işçileri tatmin eden bir zam alınmazken sözleşme süresi de 2 yıldan 3 yıla çıkarıldı. İşçiler arasında huzursuzluk ortaya çıktı. Dahası aynı sendika, 13 Nisan 2015’de Bosch işçileri adına daha iyi bir sözleşme imzalayınca direnişin fitili ateşlenmiş oldu. Sendikadan istifa etmek isteyen işçileri, sendikacıların dövmeye kalkması ile işçinin kararlılığını arttırdı.

4500 işçinin çalıştığı Renault fabrikasında işçiler fabrika yönetimden toplu iş sözleşmelerinin Bosch işçilerinin sözleşmesinin seviyesine çıkarılmasını talep etti. Bunun üzerine 14 işçi işten atıldı. İşçiler, işten atılan arkadaşlarının işe alınması için eylem başlattı. İşçiler geri alındı ve Reno yönetimi zam için 15 gün süre istedi, eylem sonlandırıldı. Fabrika yönetimi, istediği süre dolmadan zam olmayacağı yönünde açıklama yapınca, 14 Mayıs gecesi vardiya bitiminde işyerini terk etmeyerek eyleme başladılar. Daha sonra onlara diğer vardiyalar da katıldı.

İşçilerin talepleri imzalanan toplu sözleşmenin revize edilmesi ve Türk Metal Sendikası’nın işlerindeki varlığına son verilmesi, kendi seçecekleri temsilcilerinin işveren tarafından tanınması ve eylem nedeniyle hiçbir işçinin işten atılmaması oldu. Bu eylem, kısa sürede beklenilmeyen bir etki yarattı ve Bursa’da Türk Metal’in örgütlü olduğu Tofaş (Fiat), Çoşkunöz, Mako ve Otoritim işyerlerinde de eylem başladı. Eylem bir hafta içinde başka illere de sıçradı. Kocaeli’nde faaliyet gösteren Ford Otosan’a, Ankara’da Türk Traktörlerine sıçradı. Bunu Eskişehir Ford işçileri ve Gebze’da bulunan Arçelik fabrikasında çalışanların eylemleri takip etti. Kısa süre için 14 bini aşkın işçi eyleme geçti. Halen Türk Metal Sendikası’nın örgütlü olduğu birçok işyerinde uyarı eylemleri ve sendikadan istifalar devam ediyor.

Eylemler devam ederken, bir yandan da işçiler kendi aralarında seçtikleri temsilciler aracılığı ile işverenlerle görüşmelere devam ettiler. Yapılan anlaşma sonucunda, Tofaş, Otoritim, Coşkunöz Mako işçileri 25 Mayıs 2015’de tarihinde işbaşı yaptılar. Direnişin başladığı ilk işyeri Reno’da görüşmeler 2 gün daha devam etti. 27 Mayıs tarihinde anlaşma sağlandı. İşverenlerle yapılan anlaşma ile iş bırakma eylemine katılanların atılmayacağını, sendika seçme özgürlüğüne saygı duyacağını, kendi seçtikleri temsilcileri tanıyacağını ve ücretleri iyileştirmek adına prim ödemesi yapmayı, ücret artışı için de çalışma başlatmayı kabul etti. Diğer illerdeki eylemler devam ediyor.

Eylemin başından itibaren, Türk Metal Sendikası’na karşı ayağa kalkan işçiler, iş kolunda var olan diğer sendikalardan herhangi birine yönelmediler. Bundan sonra yola nasıl devam edeceklerini kendileri karar vereceklerini açıkladılar. İşçilerin bu duruşlarını anlamak için, Türkiye’deki sendikal hareketin durumuna göz atmak gerekiyor.

İşçilerin eylemi sendikaları aştı,

Sendikal hareketin hem yasalardan hem de kendi geleneklerinden kaynaklanan açmazları var. 2012 yılında, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda yapılan değişiklikle, 12 Eylül darbesinin ürünü olan yasa değiştirildi. Ancak, bu yeni yasa da özünde örgütlenme özgürlüğü ve grev hakkının kullanımın önündeki engeller korundu.

Bazı sendikalar AKP hükümetinin baskıcı ve otoriter iktidarı altında da ayrıca bir eksen kayması yaşayarak sendika içi demokrasiden de uzaklaştılar. İşçi taleplerini bir kenara atıp, hantal, pasif ve bürokrasinin teslim aldığı yapılara dönüştüler. İşçilerin hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek yerine onların taleplerini, enerjisini sınırlayan kontrol altına almaya çalışan araçlar haline dönüştüler.

Hükümetin sendikalara ve çalışma hayatına yönelik saldırılarına ve keyfi uygulamaları karşısında bir direnç gelştiremediler. Bu keyfi uygulamaların tepe noktasını da bakanlar kurulu kararı ile sistematik hale gelen yasal grevlerinin ertelenmesi oldu. Grev ertelemeleri gerçek anlamda bir ertelemenin ötesinde grevin fiili olarak yasaklanması anlamına geliyor. En son, Birleşik Metal-İş Sendikası’nın MESS ile yürütmüş olduğu grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine Şubat 2015’te grev çıkma kararı alan sendika greve çıkmaktan vazgeçti.

Metal işçilerinin eylemleri, kazanımları, cesaretleri , kararlılıkları, etkileri ile emek tarihinde önemli bir yer alacak. İşçiler sendikaya karşı yürütükleri eylemde son derece örgütlü davrandılar. Kurdukları işyeri komiteleri ile başarılı bir eylem örgütlediler.

Özellikle, sendikal hareketin gelmiş olduğu noktada tabandan yükselen itiraz, giderek otoriterleşen ve sendikal demokrasiden uzaklaşan, işçilerin kendi temsilcilerini bile seçmesine izin vermeyen sendikal anlayışa önemli bir mesaj niteliğindedir.

İşçiler, iş bırakma eylemi ile pasifleşen sendikal harekete grev hakkının yasalarla sınırlandırılmayacak bir hak olduğunu hatırlattılar. Türkiye’de, süre giden iş bırakma eylemlerinin yasal-yasal değildir tartışmasına eylem pratikleriyle son verdiler.

Şimdi Metal işçileri edinmiş oldukları bunca deneyimin ardından, kendi örgütlülüklerini nasıl koruyacaklarına karar verecekler. Ama eylemleri ile şimdiden, yoksullaşan, sendika-işveren arasında köşeye sıkıştırılmaya çalışılan işçilerde büyük umut ve heyecan yarattılar.

[1]    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Ocak 2015 sendika istatistikleri

Download this article as an e-book

Print Friendly, PDF & Email

leggi anche...

Sobre «el derecho a gobernar» y el fracaso del proyecto neoliberal chileno

por BRAULIO ROJAS CASTRO → Italiano Durante el tiempo que lleva administrando el poder del …